Prof.Dr. Doğan Cüceloğlu BÜMED' de Velilere Özel Seminer verdi.

Prof.Dr. Doğan Cüceloğlu BÜMED' de Velilere Özel Seminer verdi.

"BAŞARININ ANLAMI KENDİ YAŞAMINIZDA VAR OLMAKTIR"

BÜMED tarafından beşinci kez düzenlenen Özel İlköğretim ve Anaokulları Tanıtım Günleri kapsamında Prof. Dr. Doğan Cüceloğlu verdiği "Çocuğumu Hangi Okula Göndereyim"  başlıklı seminerde velilerle sadece okul seçiminde dikkat edilmesi gerekenleri değil, çocuklarını yetiştirirken tüm hayatları boyunca ışık tutacak bilgileri paylaştı.

ÇOCUK KİMDİR

İnsan donanımı - bir çocuk doğduğunda 100 milyar sinir hücresine, 8-10 bin arası sinir kavşağına (sinaps) sahip ki öğrenme bu kavşaklarda meydana geliyor. Öğrenmeyi ve insanın düşünerek yaptığı her şeyi kapsayan ve adına kültür dediğimiz şey işte bu kavşaklarda oluşuyor. Matematiksel olarak öğrenmenin yer aldığı 1026 sinaps var. Bu müthiş rakamı birden başlayarak saymak isteseniz tam 37 yılınızı vermek zorundasınız.  Böyle bir donanımla dünyaya gelen bir bebeği bilgisayar gibi düşünmek isterseniz bilin ki bu bilgisayarın ebadı Yerküre kadar.

"Meraksız doğmuş bir bebek göremezsiniz, mümkün değil." Cüceloğlu böyle müthiş bir donanımla dünyaya gelen bebeğin doğal olarak "merak" içinde öğrenmeye başladığına işaret ediyor.

İnsan yazılımı - bebeğin donanımından sonra sırada yazılımı ile ilgili ana kurallara geldi. Cüceloğlu bebeğin yazılımını özetledi:

  • - Belirsizlikten rahatsız ol;
  • - Merak et ve soru sor;
  • - İlişkiler kurarak anlam ver;
  • - Tutarsızlıktan rahatsız ol, tutarlı bütünler oluştur;
  • - Keşfetmekten, öğrenmekten zevk al.

Tüm bunlar elbette BÜMED Seminer Salonunu hınca hınç dolduran velilere çok tanıdık geldi çünkü herkesin en azından bir tane tüm bu söylenenleri yapan çocuğu vardı.

Seminerin başında verdiği bu bilgileri Doğan Cüceloğlu şu önemli cümle için vermişti: "Elimizde bir çocuk, yani büyük bir potansiyel var".

EĞİTİMİN ANLAMI

Kalıplayan eğitim - Cüceloğlu bu eğitim tipinde önceden belirlenmiş kalıplar içinde çocuğun eğitildiğini söyledi.       

 Geliştiren eğitim - öğrencinin potansiyelini geliştiren, onun potansiyelini olgunlaştıran eğitim.

Bu iki eğitim tarzından ülkemizde daha çok birincinin kullanılmakta olduğunu hepimiz biliyoruz. Bu nedenle veliler için "geliştiren eğitim" anlayışını ön plana çıkaran eğitim kuruluşlarını bulmaları son derece önemli. Cüceloğlu bir okula gittiğinde 10 dakika içinde o okulun eğitim anlayışını anlayabildiğini ve bunun çok da zor olmadığını söyledi ve iki eğitim ortamından bahsetti:

Dikte edilen eğitim ortamı - zorunlu tutulan, her öğrenciden aynı performans beklenen, dikte edilerek öğretilen eğitim ortamı.

Öğreten eğitim ortamı - nedenine anlatarak öğreten eğitim ortamı.

BAŞARININ ANLAMI

Okul başarısı - Diyelim çocuğunuz için en doğru okulu buldunuz ve okulundan başarı ile mezun oldu, bu tüm hayatını mutlu ve başarılı geçirmesi için yeterli mi? Çocuğunuz okulundan mezun olunca ebeveyn olarak siz "tamam, ben her şeyi yaptım" diyip bir kenara mı çekileceksiniz? Cüceloğlu dinleyicilerin kafasında bu sorularla önemli bir konuya işaret ediyordu; okul başarısı elbette önemli ama tek başına yeterli değil.

Mesleki başarı - Cüceloğlu "bana sorsanız bence bu okul başarısından daha önemli ama yine de yeterli değil" derken dinleyiciler belki kendi hayatlarından belki yakınlarındaki birinin hayatından mesleki olarak çok başarılı olsa da hayatın diğer alanlarında yalnız ya da mutsuz kalmış kişileri  düşündü. Herkesin cevabı da mesleki başarı elbette önemli ama...

Aile başarısı - Aile kurmak, ailesi olmak

Bu noktada Cüceloğlu tüm dinleyicilerini hayatlarında bir kuş uçuşuna çıkardı. Düşünün ki 70 yaşındasınız ve doktor size 3 aylık ömrünüz kaldığını söyledi. Kendi mezarlığınızı hazırlarken önünüzdeki 3 ayı düşünüyorsunuz... Diyelim sıkıcı bir çocukluğunuz oldu, istemediğiniz bir meslekte çalıştınız, çok çalışmaktan çocuklarınıza doğru dürüst zaman ayıramadınız.... Liste uzayıp gidiyor, hep "miş gibi yaptığınızı" fark ediyorsunuz ve şu soruyu soruyorsunuz "bu benim hayatım mıydı, ben bu hayatta var mıydım?". Eğer cevabınız "hayır" ise çok acı, panik içinde 3 ay boyunca ne yapacağınızı düşünmeye başlayın. Ama eğer cevabınız "evet, ben bu hayatta VARDIM, başıma iyisi de kötüsü de geldi ve onları ben YAŞADIM" ise içiniz rahat olsun, siz hayatta başarılı olmuşsunuz, son 3 ayı da dilediğiniz gibi yaşayın.

Yaşam başarısı - "Başarının anlamı kendi yaşamında var olmaktır." Doğan Cüceloğlu bu cümlesi ile hepimizi sarstı ve hayatlarımızı yaşarken "başarı"ya yüklediğimiz anlamları yeniden sorgulattı. Aynı sorgulamayı çocuğumuzun başarısı için de yapmalıyız.   

Cüceloğlu'na göre yaşam başarısı, yani insanın kendi hayatını yaşaması, hayatın en önemli boyutu.

Cüceloğlu başarı hedeflerini saplantı haline getirmenin sakıncalarından da bahsetti. Önemli olan saplantıların diğer başarıları gölgelememesi. "Yaşam başarısı diğer tüm başarılara anlam verir" diyen Cüceloğlu "gönül mayalanması" olarak adlandırdığı ve çocuklarımızla erken yaşlardan itibaren kuracağımız ilişkinin niteliğinin önemini yine çarpıcı bir hayat hikayesinden örnekle açıkladı. Bu ailesi için çok çalışan bir taksi şoförünün hikayesiydi. Tüm özlemi çocukları ile mutlu yaşayacağı, torunlarını koklayacağı büyük bir eve sahip olmak bu taksici tüm hayatını gece gündüz çalışarak geçirir. Çocukları çok iyi eğitim alır, hatta biri Boğaziçi mezunudur ve ABD'ye yerleşir, sonra kardeşi de onu takip eder. ABD'ye yerleşirler, çocukları olur ve artık Türkiye'ye gelmezler. Eşini de kaybeden taksici yapayalnız bir yaşama mahkum kalmıştır. Eğer bir hayali saplantı haline getirmese, çocukları ile daha fazla vakit geçirse her şey farklı olabilirdi. Tüm hayatını büyük ev hayaline kaptıran taksicimiz çocukları ile arasında gönül mayalanması olmasına engel olmuştu. Cüceloğlu'na göre eğer o gönül mayalanması olsaydı çocukları ABD'ye gitmeyebilir veya babalarını yalnız bırakmamak için bir yol mutlaka bulurlardı. Hikayemizin kahramanı da torunlarını doya doya koklayabilirdi...

KENDİ YAŞAMIMIZDA VAR OLMA

Kendi yaşamında var olmayan insan mutlu olamaz. Kendi yaşamında var olma kişinin iç dünyasıyla ilgili farkında olduğu gerçeklerden biridir. "Hayatımda ne kadar varım?" bu sorunun cevabı hayatımızın en önemli cevaplarından biridir ve olumlu cevabı ne kadar yüksek ise hayat başarımız da o kadar yüksektir.

Cüceloğlu tüm bunların okul ortamları için de geçerli olduğunu söyledi. Temel sorumuz şu olmalı: "Yaşam bir amaç mı yoksa araç mı?". Cüeloğlu'nun dediği gibi maalesef ülkemizde bu sorunun cevabı genelde amaç ve bizler bunun farkında bile değiliz. "Bu muhteşem yolculuğun anlamının farkında değiliz."

5 TEMEL YETKİNLİK

Doğan Cüceloğlu başarı için 5 ana yetkinliğin önemini belirtti:

  • Zamanı verimli kullanmak
  • Seçimlerini bilinçli yaparak planlamak
  • Hedef belirlemek
  • Gönlünün muradını keşfetmek
  • Kendini ve yeteneklerini bilmek

Velilerin cevaplaması gereken soru ise şu: okul bunları veriyor mu?

"Tanıklık eğitimin temelidir."  diyen Doğan Cüceloğlu çok önemli bir tespiti dinleyicilerine şu cümle ile aktardı: "Yaşamının tanığı yoksa psikolojik olarak bir insan var olamaz." İşte bu nedenle aile ve okul bir tanıklık sistemidir ve çocuğun sağlıklı gelişiminde bu iki sistemin doğru çalışması gerekir. Cüceloğlu, velilerin unutmamaları gereken en önemli noktalardan birini daha "Neye tanıklık yaparsanız o gelişir." cümlesiyle özetlemiş oldu ve dinleyicilerine şu tavsiyede bulundu "ailede ve okulda öyle bir şey yapın ki 5 yetkinlik gelişsin. Sonrasını çocuğa bırakın."

DOĞAN CÜCELOĞLU OKUL SEÇİMİNDE NEYE DİKKAT EDER?

  • Çocuğun potansiyelinin farkında olmasına ve ona özen göstermesine
  • Geliştiren türden bir eğitim anlayışı ve felsefesine sahip olmasına
  • Sadece okul başarısına odaklanmadan, yaşam başarısının bilincinde olarak eğitimi programlamasına
  • Sınıfta ve okulda kendi yaşamında var olmasına özen göstermesine
  • Tüm eğitim faaliyetlerinde çocuğumun 5 temel yetkinliği geliştirmesine odaklanmasına
  • Okulun neye tanıklık yapması gerektiği konusunda açık seçik bir farkındalık geliştirmiş olmasına.

ÖZGÜRLÜK

Semineri boyunca birçok örnek veren, hayattan gerçek hikayaler anlatan Doğan Cüceloğlu'nun en etkileyici hikayelerinden biri oğlu Timur ile yaşadığı olaydı. Bu hikaye hem bir baba-oğul ilişkisi olarak, hem  hayat felsefesi olarak dinleyicilere çok şey öğretti.

İşte Timur'un hikayesi.

Timur bir Amerikan Futbolu takımında oynamaktadır. Çok önemli bir maç sırasında son saniyede top eline gelir, eğer atarsa maçı kazanacaklardır ve bu çok önemli bir maçtır. Top çemberde döner döner döner ama dışarı düşer, maç biter, takımı kaybetmiştir ve Timur'un dünyası yıkılmıştır. Arabada giderlerken canı o kadar sıkkındır ki babasının birlikte yemeğe gitme önerisini reddeder ve "özür dilerim baba, başaramadım" der. Cüceloğlu için bu zor bir andır. O anda oğluna şunu söyler. "Oğlum sen elinden gelen gayreti gösterdin mi, çalıştın mı, elinden gelenin en fazlasını gösterdin mi?". Timur'un cevabı "evet"tir. Cüceloğlu bir soru daha sorar "peki bunu yaparken coşkulu muydun?". Timur'un cevabı yine "evet"tir. Cüceloğlu şöyle devam eder "Hayatta kontrol edebileceğimiz sadece iki şey var, gerisini kontrol etmek mümkün değil: elinden gelenin en iyisini yapmak ve bunu yaparken coşkulu olmak. Sen elinden geleni yaptığına ve bunu coşku ile yaptığına göre özür dileyeceğin bir şey yok."

Timur'un keyfi yerine gelir. Hatta birlikte yemeğe giderler. Ama bu konuşmanın asıl önemi aradan yıllar geçtikten sonra, Timur başarı ile Üniversiteden mezun olduğunda anlaşılır. Mezuniyetten sonra Timur babasına başarısında o gece söylediği iki şeyin ne kadar büyük bir önem taşıdığını anlatır ve şunu söyler "baba sen bana özgürlüğümü verdin." Gayret et ve coşkulu ol, bu iki ilke üzerine düşününce gerçekten ne kadar özgürleştirici olduklarını anlamak zor değil. Herkes kendi hayatından onlarca örnek bulabilir.

Bu hikayeden sonra Cüceloğlu'nun velilere bir önerisi daha vardı : "ailede ve okulda özgürlük olmalı". Özgürlük olmayan bir yerde başarıdan veya mutluluktan bahsetmek boşa bir uğraş olur.

 
© 2012 BÜMED | Her Hakkı Saklıdır. Bu sayfadaki bilgiler kaynak gösterilse dahi, izinsiz kopyalanamaz, çoğaltılamaz.
Kurumsal Üyelik Atölyeler BUgezi Etkinlikler Boğaziçi Dergisi BURC Powerbuy İletişim Sponsorluk